Müzeyyen Senar’ın SavaÅŸ Ay ile yaptığı röportaj

Müzeyyen Senar’ın SavaÅŸ Ay ile yaptığı röportaj

‘SEFİRE DE OLDUM’

Sohbetlerimizden birindeyiz yine. Öncekilerden tek farkı sağlığı sağlam değil Müzeyyen Halanın. Zor duyuyor, zor anlıyor, zor konuşuyor. Yine de meram anlatmak da, makara kukara yapmakta, şaşırtmakta üstüne yok. Son görüşmemizde kekeliyor, yardım edince de kızıyordu. Alışkınım yahu. Ben küçükken de kekemeydim. Nazara geldimdi. Bir sabah bir kalktım konuşamıyorum. Pepeliyorum. Çok uzun süre geçmedi. Sadece şarkı söylerken düzgün çıkıyor. Bir şey isteyeceğim zaman mecburen şarkı söyleyerek istiyordum anlaşılsın diye. Hicaz melodiyle tuzluk istiyordum annemden. Sonra yine ansızın açıldı dilim. Şimdi çocukluk günlerime döndüm, pepeliyorum. Belimin ağrısı da 60 yıl sonra çıktı ortaya.

60 yıl mı?
3 katın penceresinden attım kendimi aşağıya. Kömürlüğe düştüm.

İntihar ettin yani?
Kurtulmak istedim. Hayattan da, o adamdan da, ailesinden de.

Adam kimdi?
(Feraye’yi gösteriyor) Bunun babasıydı iÅŸte. Ercüment. Galatasaray’da top oynardı. 2 sene Ankara’da dolaÅŸtık. Sonra İstanbul’a yollamaya kalktı beni. Ailesi istememiÅŸmiÅŸ güya. Ben de kıydım kendime.

Büyük aşk büyük kavgadır derler.
Ne aşkı be Savaşım? Öyle kimselere vurulmadım, âşık olmadım. Hep adamlar musallat oldu bana. Bir defa aşık oldum, Suudi Arabistan sefiriydi. Evlendik sefire oldum. Ben şarkıcıyım diye hükümeti istemedi, ayırdı bizi.

Bursa’da mı keÅŸfedildin?
Yok İstanbul’da. Ailece Bursa’dan Üsküdar’a taşındık. Tam 1931′di. Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne girdim. Kimler yok ki? Yesari Asım Arsoy, Selahattin Pınar, Mustafa Nâfiz Irmak, Osman Nihat Akın, Sadettin Kaynak. 1 sene sonra da radyoya girdim. 14-15 ancak varım. Safiye Ayla da orada. Mesut Cemil Bey kurduydu.

ATA’YLA DANS ETTİM, EŞİM KISKANDI

Atatürk’e de okumuÅŸsun deÄŸil mi?
Vefatından 2 yıl önceydi. Ben o zaman ilk eÅŸimle, Ali Senar’la evliyim. Kocaman bir araba geldi eve. Böyle siyah, yakışıklı bir ÅŸoför, zabitler. Bir de baktım Dolmabahçe Sarayı’na gelmiÅŸiz. Ben daha orada yere yığılacaktım heyecandan. Bir salona girdik, silme dolu. Kocaman masalar, etrafında generaller, politikacılar, yazarlar. O tam ortada. GüneÅŸ gibi parlıyor. Eliyle iÅŸaret etti, ‘gel’ dedi. SaÄŸ yamacına oturttu beni. Repertuar defterimi aldı. Tam 600 ÅŸarkı var. 3-4 tanesini iÅŸaretledi, bunları oku dedi.

Neydi ilk şarkı?
Mâni oluyor halimi tâkrire hicâbım/ Üzme yetiÅŸir üzme firâkınla harabım…

Allah, Tatyos Efendi’den hem de.
Bak velede, nasıl biliyorsun sen bu işleri?

Biz de anamızın yamacında yetiştik abla.
Åžarkıları benimle birlikte okdu. En çok da ‘Cana Rakibi handan edersin’ ÅŸarkısını beÄŸendi. Sonra ‘geç oldu’ deyip kalktık. Defterim de Atatürk’te kaldı. Yolda kocamla da kavga ettik. Kıskanmış. Eve gelince üstüme yürürdü, annemi tartakladı ben de kafasına vazoyu geçirdim. Bir defasında da “Atatürk’le dans ettim” diye kavga ettik. Sonra da ayrıldık zaten.

Kaynak

Müzeyyen Senar